GENEL OLARAK

Çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir konuda, cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme kararıyla görüşüne başvurulan kişiye bilirkişi denir. Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına resen, cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin ,şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanuni temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir (CMK m.63).Bilirkişinin özelliği belirli bir konuda uzmanlığa sahip olması ve cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından görevlendirilmesidir (CMK m.63,66/1). Bu iki koşulu taşımayan kişi bilirkişi olarak adlandırılamaz. Bilirkişi incelemesi ile ilgili hükümler CMK m.62-73 arasında düzenlenmiştir.
BİLİRKİŞİ GÖRÜŞÜNÜN HUKUKİ NİTELİĞİ
Yasada bilirkişi incelemesinin hukuki nitelendirilmesi yapılmamış ancak bilirkişilik tanıkların dinlenmesi ve keşifle birlikte aynı kısımda düzenlenmiştir. Bu nedenle bir görüşe göre bilirkişi incelemesinin hukuki niteliği delildir. Başka bir görüşe göre ise bilirkişi incelemesi bir delil değil, delil değerlendirmesi aracıdır.
BİLİRKİŞİYE BAŞVURMA MECBURİYETİ
Kural olarak bilirkişiye başvurma mecburiyeti bulunmamaktadır. Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme sorunun çözümünde özel ve teknik bilgiye ihtiyaç duyulduğunu düşündüğünde bilirkişiye başvurur. Ancak yasa koyucu bazı hallerde özel hükümler koyarak bilirkişiye başvurmayı zorunlu hale getirmiştir. Bunlar: a)Sahte para ve değerler üzerinde yapılacak incelemeler, b)Şüpheli veya sanığın bilincinin incelenmesi ve gözlem altına alınması, c) Beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması, d)Moleküler genetik incelemeler, e) Ölünün adli muayenesi ve otopsi, f) Zehirlenme şüphesidir.
BİLİRKİŞİ RAPORUNUN BAĞLAYICILIĞI
Bilirkişi raporu; cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme için bağlayıcı değildir. Yargı mensubunun, bilirkişi raporunda yer alan görüşten farklı hareket etmesi mümkündür. Ancak bu farklılık, keyfilik olarak anlaşılmamalıdır. Yargı mensubu; delilleri değerlendiren ve deyim yerindeyse konuşturan bilirkişi raporunu yetersiz veya eksik gördüğü veya rapor içeriğine katılmadığı takdirde, aynı bilirkişiden ek rapor, yeni bilirkişiden görüş alabilir veya toplanıp değerlendirilen delillere göre bilirkişi raporunda öngörülenden değişik bir değerlendirmede bulunabilir. Önemli olan, bilirkişi raporundan farklı bir değerlendirme yapan yargı mensubunun bu durumu gerekçelendirmesidir.
BİLİRKİŞİNİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ VE YETKİLERİ
A)YÜKÜMLÜLÜKLER
B)YETKİLERİ
Bilirkişinin incelemelerini yürüttüğü sıradaki eylem ve işlemlerinde dolayı hukuki, cezai ve disiplin sorumluluğu mevcuttur.
UYGULAMADAKİ PROBLEMLER
CMK madde 63/1’in ikinci cümlesinde yargıçlık mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi olanaklı konularda bilirkişi dinlenemeyeceği hükmü yer almaktadır.Uyuşmazlığın maddi yönüne ve olgusal dünyaya ait olsa dahi, genel bilgi kullanarak çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.Bilirkişi incelemesi, yukarıda da bahsedildiği üzere, uyuşmazlığın hukuki değil maddi boyutuna ilişkin olup olgusal dünyayı ilgilendirmektedir ve bilirkişi savcı veya yargıcın hukuki bilgi eksikliğini tamamlayamaz. Uyuşmazlığın hukuki yönüne ilişkin değerlendirme yapmak soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının, kovuşturma evresinde ise yargıcın veya mahkemenin yetkisi ve görevi dahilindedir. Nitekim CMK madde 67/3’tede, bilirkişinin raporunda yargıç tarafından yapılacak olan hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı belirtilmiştir. Gerçekten, bu durum, “Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.” şeklindeki Anayasa’nın 9. maddesi hükmünün de gereği olup hukuki değerlendirmelerde bulunmak ve bir sonuca vararak hüküm vermek, hukuk öğrenimi görerek bu alanda her tür sorunu çözme yeterliliğine sahip olduğu düşünülen yargıçların görevidir.
Uygulamada sıklıkla hukuki konularda bilirkişiye başvurulduğu görülmektedir. Bu durumun nedenleri arasında, iş yükünün fazlalığı, , yargıçların kararlarının Yargıtay tarafından bozulmasından çekinmeleri, sorumluluğu paylaşma kaygıları ve kimi durumlarda yargı mensuplarının bilgi ve deneyim eksiklikleri sayılabilir.
Tartışılan bir konu ise hukukçu bilirkişi olup olamayacağıdır.Temel sorun; hukukçunun bilirkişi olarak atanmasında değil, bilirkişinin CMK m.63/1’in ikinci cümlesinden yer alan yasağa aykırı rapor ve görüş bildirmesi ve mahkemenin de bu görüşü esas alıp karar vermesindedir. Öyle hukuki sorunlar ortaya çıkabilir ki, bunların hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuk bilgisi ile çözülmesi mümkün olamaz. Bilişim Hukuku, Sermaye Piyasası Hukuku, Mali Hukuk ve Çevre Hukuku gibi alanlarda son derece karmaşık ve çözümü özel hukuk bilgisini gerektiren sorunlarla karşılaşılabilir. Bu durumda cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme; suçun oluşup oluşmadığını, kusurun kimde olduğunu ve delil değerlendirmesini kapsamayacak şekilde teknik meselelerde yardımcı olması amacıyla konusunda uzman bir hukukçuyu da bilirkişi olarak görevlendirebilir.
Bununla birlikte, hakimlik, yani hukukçuluk mesleğinin gerektirdiği genel hukuk bilgisi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez. Bilirkişi konusunda kural bu olmakla birlikte, uygulamada bu kurala uyulmadığı, hukukçu bilirkişiden hukukçuluk mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözülüp değerlendirilebilecek hususlarda görüş alındığı, bu görüşlerde mahkeme yerine karar verir gibi suç değerlendirilmelerinin ve tespitlerinin yapıldığı ve bazı bilirkişi raporlarının bağlayıcı gibi kabul edildiklerine dair örnekler görülebilmektedir. Elbette bu örnekler hatalıdır ve hiçbir gerekçe bu hatanın mazereti olamaz.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 16.06.2015 günlü, 2014/33941 E. ve 2015/19232 K. sayılı bozma kararında bu konu tartışılmıştır:
“CMK’nın 66. maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin kararda uzmanlık, özel veya teknik bilgi gerektiren konularda bilirkişiden hangi hususların aydınlığa kavuşturulması istendiği, bilirkişiye verilen görevin neler olduğu açıkça belirtilmelidir. Suçun sabit olup olmadığı, sanık tarafından işlenip işlenmediği, unsurları veya suç kastı yönünden bilirkişiye başvurulması olanaksız olup, hâkimin çözmesi gereken konu veya konuların bilirkişiye tevdi edilerek verilen raporun karara esas alınması da CMK’nın 63 ve devamı maddelerine aykırıdır.
İncelenen dosyada, 30.04.2013 tarihli oturumda herhangi bir açıklama yapılmadan, hakimin hukukçu olup hukuki konularda bilirkişiden görüş alamayacağı da gözetilmeden, dosyanın; talimatla içinde hukukçu ve kadastro bilirkişisi bulunan bilirkişi kuruluna tevdi ile rapor aldırılmasına karar verilmesi ve hakkı olmayan yere tecavüz suçunda, evrak üzerinde harita ve kadastro mühendisi ile konuyla ilgisi tespit edilemeyen muhasebe işletme bilim uzmanı ve hukukçu bilirkişiler tarafından dosya incelenerek düzenlenip sadece suçun sabit olduğuna yönelik bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi
… Gereksiz yere yaptırılan bilirkişi incelemesine ilişkin yapılan masrafların sanıklara yükletilmesi,” bozmayı gerektirmiştir.
Yorum yaz