TAŞIMA HUKUKU
Lojistik ile mal ve hizmetlerin sağlanmasına yönelik etkinliklerin yönetimi, örgütlenmesi ve planlanması sağlanmaktadır. Bu süreç içerisinde maddi varlığa sahip olan şeyin veya insanın yer değiştirmesi faaliyeti önemli bir yer tutmaktadır. Ulaştırma, insanların, malların ve haberlerin ulaşmasını sağlayan işlerin ve araçların tümüdür. Ulaştırma kavramı, taşıma kavramına göre daha geniş bir anlama sahip olarak, iletişim araçlarını da kapsamaktadır.
Taşıma, hava, deniz, kara ve demir yolu üzerinden gerçekleşebileceğinden, bu taşıma şekillerine ilişkin kurallar iç hukukta ayrı ayrı düzenlenmiştir. Uluslararası hukukta ise, ülkelerin taşıma hukuklarının yakınlaştırılması hedeflendiğinden, bu alana ilişkin kurallar, uluslararası sözleşmeler şeklinde karşımıza çıkmaktadır.
Taşıma hukuku kuralları, taşıma şekline (tipine) göre değişmektedir. Her taşıma şeklinde, taşıyıcının sorumluluğu belirli şekilde sınırlandırmak yoluna gidilmiş, ancak bu sınırlandırmanın düzeyi ise taşıma türüne göre farklı kılınmıştır. Taşımanın yapıldığı ülkenin, taşıma kuralları bakımından önemi bulunmaktadır. Yurt içi ve yurt dışı taşımalarından uygulanacak kurallar farklılık göstermektedir. Ayrıca taşımanın konusu da taşıma hukuku kuralları açısından önem taşımaktadır. Taşıma konusu yük (eşya) veya yolcu kavramları olmaktadır. Yük ve yolcu taşımları taşıma konusunun farklılığı nedeniyle farklı kurallara tabi kılınmıştır.
İç Hukukta ve Uluslararası Hukukta Taşıma Hukukuna İlişkin Kurallar
Taşıma hukuku kuralları; kara yolu taşıma hukuku kuralları, demir yolu taşıma hukuku kuralları, deniz taşıma hukuku kuralları, hava taşıma hukuku kuralları, karma (multi model) taşımalara uygulanacak kurallar ve posta taşımalarına uygulanacak kurallar olmak üzere ayrılmaktadır.
Türk hukukunda, kara yolu sözleşmeleri hakkında, TTK’nin 850-930. Maddeleri uygulama alanı bulmaktadır. Uluslararası nitelikteki sözleşmelerde ise, ‘’Eşyaların Karayolunda Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi’’ (CMR) uygulanır.
Demir yolu taşımalarına ilişkin ana hukuk kaynağını, Rumeli Demiryolları İşletme Nizamnamesi (RDN) oluşturmaktadır. Uluslararası demir yolu taşıma sözleşmelerine uygulanacak kurallar ise, 9 Mayıs 1980 tarihli ‘’Uluslararası Demiryolu Taşımalarına İlişkin Sözleşme’ ’de (COTIF)’de yer almaktadır.
Hukukumuzda yük ve yolcu deniz taşımalarına ilişkin hükümler TTK’de yer almaktadır. Türkiye deniz yoluyla yapılan yük taşımalarıyla ilgili olarak ‘’Konişmentolu Taşımalar Hakkında Bazı Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme (Lahey Sözleşmesi)’’ye taraftır. Deniz yoluyla yolcu taşımalarına ilişkin Türkiye’nin taraf olduğu bir uluslararası sözleşme bulunmamaktadır. Uluslararası nitelikteki deniz yoluyla yolcu taşımalarına MÖHUK’ta yer alan bağlama kuralları uyarınca tespit edilecek kurallar uygulanır.
TAŞIMA SÖZLEŞMESİ
Taşıma Sözleşmesinin Unsurları, Tarafları ve Sözleşmenin Kurulması
Taşıma sözleşmesi ile bir kimse (taşıyıcı), ücret karşılığında ve kendi hakimiyet alanında, yolcu ve yük taşımayı taahhüt etmektedir. Taşıma sözleşmesinden doğmakta olan taşıma taahhüdü, belli bir yerde başlayan ve biten ‘’taşıma vakıası’’nı gerekli kılmaktadır. Taşımanın konusu, yolcu veya yükün yer değiştirmesidir. Taşıma sözleşmesinin unsurlarını, taşıma işinin asli edim yükümlülüğü olarak taahhüt edilmesi, taşıma ücretinin ödenmesi oluşturmaktadır.
Taşıyıcı ve gönderen taşıma sözleşmesinin taraflarıdır. İlgili kişiler olarak da gönderilen, yükleten ve yükün malikleri karşımıza çıkmaktadır. Gönderen ve taşıyıcının karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla taşıma sözleşmesi kurulmaktadır. Rızai bir sözleşmedir.
Taşıma Sözleşmesinin Türleri
Taşımanın konusuna göre; yük taşıma sözleşmesi, yolcu taşıma sözleşmesi ve posta taşıma sözleşmesi olarak üçe ayrılmaktadır. Taşımanın yapıldığı ortama göre; kara yolu taşıma sözleşmesi, demir yolu taşıma sözleşmesi, iç su taşıma sözleşmesi, deniz (yolu) taşıma sözleşmesi, hava (yolu) taşıma sözleşmesi ve karma (multi model) taşıma sözleşmesi olarak gruplandırılmaktadır. Taşımanın tek bir devletin ülke sınırları içerisinde yapılıp yapılmamasına göre; ulusal (yurt içi) ve uluslararası (yurt dışı) taşıma sözleşmesi olarak ikiye ayrılmaktadır. Yapılış şekline göre; genel taşıma sözleşmesi, çarter sözleşmesi, yığın (hacim) taşıma sözleşmesi ve römorkaj sözleşmesi olarak dört grupta ele alınmaktadır.
Asıl ve Alt Taşıma Sözleşmesi Arasındaki İlişki
Taşıma işinin ticari bir organizasyon içerisinde icra edilmesi zorunluluğa bulunmamaktadır. Taşıyıcı taahhüt altına girdiği taşıma işinin ifasını, kendisine bağlı olamayan üçüncü kişilere bırakabilmektedir. Böylece taşıyıcılar alt taşıma sözleşmeleri yaparak başka taşıyıcılar vasıtasıyla yerine getirmektedir. Bazı taşıma hukuku kuralları, yükü taşıma belgeleriyle beraber teslim alarak taşıma taahhüdünün ifasına katılan alt taşıyıcıları asıl taşıyıcıyla birlikte ya da sadece kendilerini, yükte ilgililere karşı sorumlu tutulabilmektedir. Alt taşıyıcının, müteakip taşıyıcı olarak, asıl taşıyıcıyla beraber yükle ilgililere karşı sorumlu olabilmesi için sadece taşıma taahhüdünün ifasına katılması yeterli olmamaktadır. Ek olarak, müteakip taşıyıcıların, yükü taşıma belgesiyle (taşıma senedi, TTK, CMR) birlikte kabul etmeleri gerekmektedir. Yükle ilgili, yük üzerinde bir zarar gerçekleşmesi durumunda, asıl taşıyıcıya veya son müteakip taşıyıcıya veya yük kendi hakimiyet alanındayken zarar gerçekleşen aradaki müteakip taşıyıcıya karşı dava açılabilir.
Taşıma Sözleşmesinin Uluslararası Satım Sözleşmeleriyle Arasındaki İlişki
Taşıma belgeleri, taraflar arasındaki menfaatlerin dengelenmesinde kullanılmaktadır. Uluslararası ticarette belirli teslim ve ödeme şekilleri kullanılmaktadır. Taşıma sözleşmesi, teslim ve ödeme şekilleri ve satım sözleşmesinin ifasında merkezi konumda yer almaktadır.
Incoterms, uluslararası alım satımlarda malların sevk ve teslimine ilişkin kuralların yorumuna dair bir dizi kuralları ifade etmektedir. Satım sözleşmesinin konusunu oluşturan mallar nerede ve hangi tarihte teslim edilecektir? Malın taşıma masrafları kime ait olacaktır? Mal sigortalanacaksa sigorta primlerini kim üstlenecektir? İhracat ve ithalat sırasındaki gümrükleme işlemleri, masrafları ve gerekli izinler kim tarafından karşılanacaktır? Bu sorunların çözümünde INCOTERMS şartları kullanılmaktadır.
Dış ticarette, alıcı ve satıcı arasındaki güven sorununun aşılabilmesi amacıyla çeşitli ödeme şekilleri kullanılmaktadır. Ödeme şekillerinden bir kısmı alıcıyı, bir kısmı satıcıyı korurken akreditif bütün bunlar arasında dengeyi kuran bir ödeme şekli olarak karşımıza çıkmaktadır.
TAŞIMA BELGELERİ
Kara Yolu Taşımacılığında Kullanılan Taşıma Senedi ve CMR Taşıma Senedi
TTK’de karada gerçekleştirilen yük taşımalarında kullanılacak taşıma belgesi ‘’taşıma senedi’’ adı altında düzenlenmektedir. Karayolları Trafik Kanunu’nda ve buna göre çıkartılan Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nde özel hükümler bulunmaktadır. Gönderilen tarafından taşıyıcının talebi üzerine taşıma senedi düzenlenmektedir.
TTK m. 856’ya göre taşıma senedi üç nüsha olarak tanzim edilmektedir. Taşıma senedi taşıma sözleşmesinin varlığını ve bu sözleşmenin içeriğini belgelemektedir. CMR’nin ortaya düzen içerisinde, CMR taşıma senedi olarak ifade edilen taşıma belgesi kilit role sahiptir. İspat bakımından bu belgeye önemli ve özgün bir pozisyon kazandırılmıştır. CMR Konvansiyonu madde 5’te sevk mektubunun üç nüsha halinde düzenlenerek gönderici ve taşımacı tarafından imzalanacağı belirtilmiştir. 6. maddede de içeriği düzenlenmektedir.
Deniz Yolu Taşımacılığında Kullanılan Konişmento ve Deniz Yük Senedi
Konişmento, taşıyan tarafından tek taraflı olarak düzenlenen, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu kıymetli evraktır. Konişmento emre, nama ve hamiline olmak üzere üç şekilde düzenlenebilmektedir. Ne zaman emre, nama ve hamiline yazılı olduğu kıymetli evrakın genel prensipleri dahilinde saptanacaktır.
Deniz taşımalarında son dönemlerde ‘’deniz yük senedi’’ (sea waybill) olarak ifade edilen belgeler kullanılmaya başlanmıştır. Deniz yük senetleri; bir taşıma sözleşmesinin yapıldığına, sözleşmenin şartlarına ve eşyanın taşıyan tarafından senette yazılı şekilde teslim alındığına dair aksi ispat edilebilen bir karine teşkil eden ve taşıyan tarafından düzenlenen konişmentodan başka her türlü senet olarak tanımlanabilmektedir.
İki belgeyi ayıran temel farklılık ise konşimento ile yapılan taşımalarda malları varış limanında nakliyeciden teslim alabilmek için mutlaka orijinal konşimentonun ibraz edilmesi gerekirken; Sea Waybill yani deniz yolu taşıma senedi ile yapılan taşımalarda bu zorunluluğun ortadan kalkmış olmasıdır.
Hava Yolu Taşımacılığında Kullanılan Hava Yük Senedi
Türk Sivil Havacılık Kanunu ve Varşova Sözleşmesi’nde düzenlenen hava yük senedi, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesini, sözleşmenin şartlarını, yükün teslim alındığını ve teslim alındığı zamandaki durumunu tevsik etmekte; özel ispat fonksiyonu tanınmaktadır.
Hava yük senedi üç nüsha olarak düzenlenmelidir. İspat senedi olarak, taşıyıcı ve gönderen arasında bir taşıma sözleşmesinin akdedildiğini ve sözleşmenin şartlarını belgeleyecektir. Hava yük senedi, taşıyıcı ve gönderen olarak gözüken kişiler arasında bir taşıma sözleşmesinin varlığı aksi ispat edilinceye kadar kabul edilecektir.
TAŞIMA SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN HAK VE BORÇLAR
Yük Taşıma Sözleşmesinden Doğan Hak ve Borçlar
Taşıyıcı açısından yük taşıma sözleşmesinden doğan borçlar: Taşımaya başlama, yükü zamanında teslim, yüke özen, talimata uyma, taşıma belgelerini düzenleme, bildirimde bulunma, ödemeleri tahsil etme ve iade borcu ile gümrük işlemlerinin ifası. Hakları ise: Ücret, masraflarını talep, muayene, tevdi, hapis hakkı ve bekleme ücreti.
Taşıyıcının taşımaz sözleşmesinden doğan en önemli hakkı ücret hakkı olmaktadır. Taşıma ediminin karşılığını oluşturan bir alacak hakkıdır. Taşıma ücretinin borçlusu başlangıçta yalnızca gönderenken, gönderilenin yükü kabulüyle kanuni borcun nakli ortaya çıkmakta ve gönderen taşıma ücreti ödeme borcundan kurtularak onun yerine gönderilen geçmektedir.
Gönderenin yük taşıma sözleşmesinden doğan hakları ve borçları: Taşıma ücreti ve masrafları ödeme, yük hakkında doğru ve yeterli bilgi verme, taşıma belgelerini düzenleme, refakat belgeleri verme ve bunlarda yer alan bilgilerin doğru olması borcu; talimat hakkı ve tazminat hakkı bulunmaktadır.
Ayrıca gönderenin sahip olduğu haklardan biri olan talimat hakkı da önemli bir yere sahiptir. Talimatlar yoluyla taşıma taahhüdünün somut olayda ifasına şekil verilmektedir. Satım sözleşmesinin ifasında ortaya çıkabilecek değişikler, talimat yoluyla taşıma sözleşmesinde değişiklik yapılmasına neden olabilmektedir. Gönderen taşıma ediminin ifa aşamasında da söz sahibi olmaktadır.
Gönderilenin yük taşıma sözleşmesinden doğan borç ve hakları: Taşıma ücreti ve masrafları ödeme borcu, bekleme ücreti; yükün teslimini talep, talimat, muayene ve tazminat hakkı.
Yolcu Taşıma Sözleşmesinden Doğan Hak ve Borçlar
Taşıyıcı açısından borçlar: Bilet ve bagaj kuponu düzenlenmesi, taşımaya başlama borcu, taşımayı gereği gibi yapma, yolcuyu zamanında varma yerine ulaştırma borcu, yolcuyu sağ salim götürme, bagajlara özen gösterme ve zamanında teslim etme borcu.
Taşıyıcı açısından haklar: Ücret talep ve hapis.
Yolcu açısından borçlar: Ücreti ödeme borcu, zamanında hareket yerinde hazır bulunma borcu, taşıma düzenine uyma borcu. Taşıyıcının borçları aynı zamanda yolcu için hak teşkil etmektedir.
TAŞIYICININ SORUMLULUĞU
Taşıyıcının Sorumluluğunun Hukuki Niteliği, Taşıyıcının Kendi Adamlarının veya Bağımsız İfa Yardımcılarının Eylemlerinden Doğan Sorumluluğu
Taşıyıcının sorumluluğu sözleşmeden doğan bir sorumluluk olduğu için taşıyıcının sorumlu tutulabilmesi için sözleşmesel (akdi) sorumluluk şartlarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu şartlar:
(i) Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan bir borç (edim) bulunmalıdır.
(ii) Taşıyıcı bu borcu ihlal etmelidir.
(iii) Borcun ihlalinde taşıyıcının kusuru bulunmalıdır.
(iv) İhlal sebebiyle alacaklı (yükle ilgili, yolcu) zarara uğramalı ve bu zarar ile ihlal teşkil eden eylem arasında
(v) uygun illiyet bağı kurulmalıdır.
Taşıma hukukunda kusur sorumluluğu genel sorumluluk modeli olarak kabul edilmektedir. Ancak bazı düzenlemelerde kusur sorumluluğu yerine objektif sorumluluk halleri kabul edilebilmektedir. Örnek olarak hava taşımalarında taşıyıcının sorumluluğu verilebilir.
Taşıyıcının, hizmet ve yardımlarından yararlandığı yardımcı kişiler bulunmaktadır. Bu yardımcı kişilerle yükle ilgili veya yolcular arasından doğrudan doğruya herhangi bir borç ilişkisinin mevcut olmamasının doğuracağı bazı mahsurlar bulunmaktadır. Yardımcı kişilerin taşıyıcının borcuna aykırı davranarak verdikleri zararlardan da taşıyıcının sorumlu olacağı özel olarak düzenlenmiştir. Taşıyıcı kendi kusuru gibi sorumlu olmaktadır.
Taşıyıcının Yüke Özen Borcunun İhlalinden, Yükü Geç Teslim Etmesi veya Taşıma Edimini Hiç İfa Etmemesinden Doğan Sorumluluğu
Taşıma sözleşmesinin kurulmasıyla beraber tarafların bazı hak ve yükümlülükleri doğmaktadır. Taşıyıcının yüke özen borcu bu yükümlülüklerin başında gelmektedir. Taşıyıcı yükü korumakla yükümlüdür.
Malların yükletilmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltılmasında gerekli dikkat ve özeni göstermekle mükelleftir. Yükün iyi halde muhafazası ve gideceği yere salimen varması için gerekli tedbirleri alması dahildir.
Taşıyıcının sorumluluğu, yükün teslim alınmasıyla başlar ve teslim edilmesine kadar devam etmektedir. Taşıyıcının sorumlu olması için bu süre içerisinde yüke özen gösterme borcunu gereği gibi yerine getirmemesi gerekir.
Taşıyıcının yüke özen sorumluluğu, kusur sorumluluğu, ağırlaştırılmış kusur sorumluluğu ya da objektif sorumluluktur. Taşıyıcı kusurunun bulunmadığını ispat etmedikçe ya da kurtuluş kanıtına dayanmadıkça ortaya çıkan zıya veya hasardan sorumlu olacaktır.
Alacaklının sözleşmenin ihlal edilmesi sonucunda tazminat talep edebilmesinin başka bir şartı da alacaklının zarara uğramış olmasıdır. Diğer taraftan, sözleşmenin ihlali ile gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.
Taşımanın uygun bir süre içinde tamamlanması, taşıma ediminin ifa modelinin diğer bir yüzünü oluşturmaktadır. Taşıyıcı yükü zamanında varma yerinde gönderilene teslim etmekle yükümlüdür.
Taşıyıcının taşıma edimini kusurlu olarak hiç ifa etmeme durumu da olabilmektedir. Bu durumda taşıyıcı, yükle ilgilinin ortaya çıkan zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Örnek olarak taşıyıcının taşıma aracını kararlaştırılan yere getirmemesi ya da getirmekle beraber yükü teslim almaması bu sorumluluğun doğumuna sebep olmaktadır. Taşıyıcının yükü teslim alıp iade etmesi durumunda da edimin ifa edilmemesinden söz edilebilecektir. Taşıyıcı, yükü teslim almasına rağmen varma yerinde ya da oraya ulaşılamazsa yolculuğun sona erdiği yerde hiç teslim etmemişse, kendisi kural olarak yüke özen borcunun ihlali nedeniyle sorumludur.
Taşıyıcının Yanlış Taşıma Belgesi Düzenlenmesinden Doğan Sorumluluğu ile Talimatlara Uyma Yükümlülüğünün İhlalinden Doğan Sorumluluğu
Taşıma belgeleri, taşıma işinin ifasında bunların içerdiği bilgi ve kayıtlar uluslararası ticarette büyük öneme sahiptir. Taşıma belgeleriyle birlikte yüklerin ne halde taşıyıcının hakimiyet alanına geçtiği, gönderilen tarafından anlaşılmaktadır. Akreditif ve vesaik mukabili ödemelerde, bankalar, yükün taşıma belgelerinden anlaşılan durumuna göre ödeme yapmaktadır. Taşıma belgelerinin taşıma faaliyetinin fiili durumuyla, özellikle yükün gerçek durumuyla örtüşüp örtüşmemesi gönderilen açısından önem taşımaktadır. Yükün söz konusu belgelerde tevsik edilen duruma uygun olmaması, gönderilen için mal varlığı zararı teşkil eder. Bu zarardan taşıyıcının sorumlu tutulması gerekmektedir.
Deniz taşıma hukukunda yanlış konişmento düzenlenmesinden taşıyanın sorumluluğu culpa in contrehendo sorumluluğu ile açıklanmaktadır. Bunun dışındaki taşımalarda güven sorumluluğu esasına dayanmaktadır.
Aynı zamanda taşıyıcı, kendisine usulüne uygun olarak verilen talimatlara uymamasından dolayı yükle ilgililere karşı sorumlu olmaktadır. Taşıyıcının bu sorumluluğu sözleşmeden doğan kusur sorumluluğudur.
Deniz Yük Taşımalarında Taşıyanın Sorumluluk Halleri
Diğer sorumluluk hallerinden farklı olarak burada, taşıyanın geminin başlangıçtaki elverişsizliğinden ötürü ayrıca sorumluluğu bulunmaktadır. Taşıyanın sorumlu tutulabilmesi için elverişsizliğin bir kusurdan kaynaklanmış olması gerekmemektedir. Elverişsizliğin kaza sonucu meydana gelmesi halinde de taşıyan bu eksiklikten sorumlu olmaktadır. Eksikliğin tedbirli bir taşıyanın göstermiş olduğu dikkat ve özenle keşfedilebilecek nitelikte olmasına rağmen keşfedilememiş olması önemlidir.
Türk Ticaret Kanunu’na göre, güverte yüklerinin deniz tehlikeleriyle karşılaşma imkanının fazla olması nedeniyle, yükün güverteye yüklenebilmesi veya küpeşteye asılabilmesi yükletenin rızası şartına bağlanmıştır. Yükletenden rıza alınmadan yapılması durumunda taşıyan kendisi sorumlu olacaktır.
Ayrıca taşıyan, yükü izinsiz olarak sözleşmede kararlaştırılan gemiden alıp başka bir gemiye yüklemesi ya da aktarması yüzünden meydana gelen zararlardan sorumlu olacaktır. Taşıyan bu zararını tazmin ile yükümlüdür.
Rota olarak ise, kaptan ve taşıyan sözleşme ile kararlaştırılan rotayı, sözleşmede hüküm yoksa varma limanına ulaşabilmek için en elverişli yolu izlemekle yükümlüdür. Bu rotalardan sapma kural olarak sözleşmenin ihlali anlamına gelmektedir. Taşıyan ortaya çıkan zararları tazmin etmekle yükümlüdür.
Yolcu Taşımalarında Taşıyıcının Yolcuyu Sağ Salim Götürme Borcunun İhlalinden Doğan Sorumluluğu ile Bagaja Özen Borcunun İhlalinden Doğan Sorumluluğu
Taşıyıcı yolcuyu gideceği yere kadar sağ salim götürmek borcu altındadır. Taşıyıcı her türlü tedbiri almakla yükümlüdür. Yükümlülüğün ihlal edilmesi durumunda, taşıyıcının sorumluluğu doğacaktır.
Ayrıca taşıyıcının kendi hakimiyet alanında bulunan bagajları özenle taşıma yükümlülüğü vardır. Yükümlülüğün ihlali nedeniyle bagaj zıya veya hasara uğrarsa, taşıyıcı yolcuya karşı sorumlu olmaktadır.
TAŞIYICININ SORUMLULUĞUNUN SINIRLANDIRILMASI
Taşıyıcının Sorumluluğunun Sınırlandırılması ve Sınırlandırılmasının Temelinde Yatan Amaç
Taşıma faaliyetinin barındırdığı yüksek riskten kaynaklı olarak taşıyıcının sorumluluğu sınırlandırılmıştır. Hukuk düzeni taşıma riskinin tamamının sadece taşıyıcılar üzerine bırakılmasına engel olmaktadır. Bu şekilde denge kurularak riskin dağıtılması sağlanmaya çalışılmaktadır. Sorumluluğun sınırlandırılmasında, eşyanın objektif değeri, özel çekme hakkı, kilogram, koli veya parça gibi ölçütler kullanılmaktadır.
Taşıyıcının Sorumluluğunun Sınırlandırılma İmkanının Sona Erdiği Haller
Taşıyıcının ağır kusuru, sınırlı sorumluluktan yararlanma olanağını kaybetmesine, kısa dava zamanaşımı sürelerinin uzamasına ve taşıyıcıya karşı sahip bulunulan dava hakkının düşmesine engel olabilmektedir. Taşıyıcının ağır kusurlu bulunduğu durumlarda, tazminat sınırlamalarının uygulanma kabiliyeti ortadan kalkmaktadır. Yalnızca şahsi kusuru bakımından değil, yardımcıların kusuru için geçerli olmaktadır. Taşıyıcının sorumluluğu, yükün teslimindeki menfaatin taşıma senedine geçirilmesi yoluyla yükseltilebilecektir. Sorumluluk sınırı, taşıma senedindeki miktara göre belirlenecektir.
Kara Yolu ve Demir Yolu Taşımacılığında Taşıyıcının Sorumluluktan Kurtulacağı Haller
Taşıyıcının sorumluluktan kurtulma halleri TTK m.876 vd. maddelerde düzenlenmektedir. Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. Kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebep; yükte bulunan eksiklik ve ayıplar yahut yükün niteliği veya ambalajının kötülüğü; gönderen veya gönderilenin fiili yahut onların verdiği talimatların icrası.
Taşıyıcının sorumluluğu CMR m.17’de hüküm altına alındıktan sonra, hangi hallerde sorumluluktan kurtulabileceği genel ve özel nedenler olarak iki farklı şekilde ele alınmaktadır. Taşıyıcının yük zıya veya hasarı ya da teslimdeki gecikmeden sorumlu tutulamayacağı haller: Talep sahibinin (gönderen/gönderilen) kusuru; talep sahibi (gönderen/gönderilen) tarafından verilen talimatın icrası; yükün kendi niteliği veya eksikliği, taşıyıcının kaçınamayacağı ve sonuçlarına engel olamayacağı olay. CMR m. 17/4 uyarınca zıya veya hasarın, taşıma sözleşmesinde kararlaştırılmış ve taşıma senedinde belirtilmiş olmak kaydıyla taşımanın üstü açık araçla yapılması; yükün gönderen tarafından ambalajsız veya yetersiz ambalaj ile taşımaya verilmesi; yükleme, istif ve boşaltmanın yükle ilgililer tarafından yapılması; yükün doğal niteliği, yetersiz veya hatalı marka kullanılması; canlı hayvan taşınmasından doğduğu ispatlanırsa taşıyıcı sorumlu olmaktan kurtulur.
CIM m.23’te taşıyıcının sorumluluktan kurtulması, genel ve özel sorumluluk sebepleri olarak ikiye ayrılmıştır. Madde 23 § 2’de ‘’ Kayıp, hasar veya teslim süresinin aşılmasına, hak sahibinin bir hatası, taşımacının hatasından doğmayan hak sahibinin bir talimatı, eşyanın kendi bozukluğu (içten bozulma, yolda fire vb.) veya taşımacının önleyemeyeceği durumlar veya çare bulamayacağı sonuçlar neden oldu ise, taşımacı, bu sorumluluktan kurtulur.’’ şeklinde taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı haller düzenlenmiştir.
CIV m.26/2’ye göre, kazanın taşıyıcının, olayın özelliklerinin gerektirdiği gayreti gösterse dahi engel olamayacağı ya da sonuçlarına çözüm bulamayacağı işletme dışı nedenlerden kaynaklanması; kazanın yolcunun kusurundan kaynaklanması, kazanın üçüncü bir kişinin davranışından kaynaklanması halinde taşıyıcı sorumluluktan kurtulmaktadır.
Deniz Yolu ve Hava Yolu Taşımacılığında Taşıyıcının Sorumluluktan Kurtulacağı Haller
Taşıyanın yüke özen borcunun ihlalinden doğan sorumluluğu ağırlaştırılmış kusur sorumluluğudur. Taşıyan, tedbirli bir taşıyanın dikkat ve özenini gösterdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Deniz taşımalarında, yüke özen borcunun ihlali bakımından mutlak sorumsuzluk halleri öngörülmüştür. Taşıyan, yangından ya da gemi ve kendi adamlarının teknik kusurundan kaynaklanan yük zıya ve hasarından ötürü sorumlu olmamaktadır. Taşıyanın kusursuzluk ve uygun illiyet bağı karinelerinden yararlandığı haller Türk Ticaret Kanunu’nda sayılmıştır.
MADDE 1182- (1) Zararın aşağıdaki sebeplerden ileri gelmesi hâlinde taşıyan ve adamları, kusursuz sayılır:
(2) Birinci fıkradaki sebeplerin ortaya çıkmasına taşıyanın sorumlu olduğu bir olayın yol açtığı ispatlanırsa, taşıyan sorumluluktan kurtulamaz.
(3) Zararın, durumun gereklerine göre birinci fıkrada yazılı sebeplerin birinden ileri gelmesi muhtemel ise, bu sebepten ortaya çıktığı varsayılır; ancak, aksi ispatlanabilir.
Türk Sivil Havacılık Kanunu m.23’te taşıyıcının yolcu, bagaj ve yük zararlarından doğan sorumluluğundan kurtulması düzenlenmiştir. Taşıyıcı, kendisinin ve adamlarının zararı önlemek için gerekli olan bütün tedbirleri aldıklarını veya bu tedbirleri alma olanağı bulunmadığını ispatlarsa sorumlu değildir. Kurtuluş kanıtı ile taşıyıcıya sorumluluktan kurtulma imkânı verilmiştir.
Yolcu ve bagaj taşımalarında, taşıyıcı, zarar görenin kusuruyla zarara neden olduğunu ya da iştirak ettiğini ispatlarsa, mahkeme taşıyıcının sorumluluğunu azaltabilir veya kaldırabilir.
Yorum yaz